Seyahat • 19 Ekim 2017
Yazar: Çocuklu Seyahat

ÇOCUKLU SEYAHAT MACERAMIZ NASIL BAŞLADI?

Yıllardır yurtdışına çıkma hayali kurup bir türlü gerçekleştiremeyenlerden misiniz? Hayatın temposundan seyahat planını devamlı ertelemek zorunda mı kalıyorsunuz? Üstelik bir de çocuğunuz oldu ve çocukla zor gezilir diyenlerden misiniz? O zaman bu yazımız size göre.

Araştırmalarımız ve gözlemlerimiz (kendimiz de dahil) temel sorunun yurtdışı seyahatine çıkmak için, nereden başlanacağını bilmemekten geçtiğini gösteriyor. Günümüz koşullarında yurtdışına seyahat etmek, yurtiçinde tatil yapmakla neredeyse aynı maliyete denk geliyor.

Size biraz kendi hikayemizden bahsedelim;

Çocuklu Seyahat serüvenimiz; bundan 2 yıl önce, bütün cesaretimizi toplayıp ilk yurtdışı seyahatimiz için bilet almaya karar vermekle başladı. Yabancı dilimizin çok az olması sebebiyle tek başımıza çıkmaya cesaret edemeyip çeşitli firmalardan turlar araştırmaya başladık. Okuduğumuz tur programları ve maliyetler bizi dehşete düşürdü. Çünkü kampanyada yazılı olan fiyatların genellikle sadece ulaşım ve konaklamayı karşıladığını, diğer bütün içeriğin ekstraya tabi olduğunu gördük. Bu nedenle bir çılgınlık yapıp ilk yurtdışı deneyimimizi bireysel yapmaya karar verdik. Artık kampanyalı uçuşlarla oldukça ucuza mal ettiğimiz gidiş dönüş bir Roma biletimiz vardı.

Bileti aldıktan sonra iş biraz daha ciddiye binmeye başlıyor. Asıl mesele uçak biletini alana kadarmış. 🙂 Daha sonrasında ilk yapmanız gereken iş pasaport çıkartmak oluyor. Pasaport çıkartma işlemi en az bilet almak kadar kolay bir iş. İnternetten randevunuzu alıp gerekli evrakları toparladıktan sonra pasaportunuz birkaç gün içinde elinize ulaşıyor.

Sıra gelmişti vize almaya... Şüphesiz yurtdışına çıkış için en sıkıcı bölüm burasıdır. Bizim ilk yurt dışı deneyimimiz olduğu ve bu konuda sıfır bilgiye sahip olduğumuz için, vize işlemimizi bir seyahat acentasına yaptırmıştık. (Artık kendimiz başvurabiliyoruz.) Sadece 5 günde İtalya'dan ilk vizemizi almış olduk.

Bu aşamayı tamamladıktan sonra yapmanız gereken tek şey Booking.com aracılığı ile otel rezervasyonu yapmak ve ilgili şehirler ilgili blog sitelerini incelemek. Kendi blogumuz dahil şuanda binlerce blogda gideceğiniz ülkeyle ilgili birçok bilgi bulabiliyorsunuz. Gezilecek, görülecek yerleri ve yenilecek, içilecek mekanları da bir kenara not ettiniz mi artık yurtdışı size daha yakın duruyor.

İtalya'ya indiğimiz andan itibaren her şey ve her yer bize o kadar tanıdık gelmişti ki. Ne İngilizce konuşmak zorunda kaldık ne de kaybolma durumu yaşadık. Her şey okuduğumuz gibiydi. İnsan gittiği şehri benimsediği zaman her şey çok daha kolay geliyormuş bunu anladık. Hayatımızın en unutulmaz deneyimini yaşayıp döndükten sonra bu bizim için bir tutkuya dönüşmüştü.

İtalya'da hamilelik faktörüyle bu kadar rahat gezebildiğimizi gördükten sonra hiçbir şeyden korkmaz olduk. Derin dünyaya geldikten sonra seyahat tutkumuzu bir süre yurtiçinde sürdürmeye devam ettik. Ancak bu yeterli değildi. Yeni bir yurtdışı seyahatini planlama zamanı gelmişti. Derin 14 aylık olduğunda yine bireysel olarak Prag ve Viyana hayalimizi gerçekleştirdik.

Çocukla seyahat etmek bizi hiçbir şeyden mahrum etmedi. İtalya'da anne karnında olan Derin, şimdi yanımızda yürüyordu. Bizim için tek fark buydu.

Hayallerinizi ertelemek, size verilen şansları kaçırmaktır bize göre. Sıradaki rotamız Amsterdam-Paris için artık çok daha deneyimli ve korkusuzuz 🙂

www.cocukluseyahat.com/

Yorum yazın