Kitaplar • 02 Ekim 2017
Yazar: Adana'da Çocuk Olmak

HİÇBİR STRES HAYAL GÜCÜMÜ ELİMDEN ALMAYI BAŞARAMADI

Mustafa Yoğurtçu, kendi deyimiyle 2 kız çocuğu babası. Bizim deyimimizle muhteşem çocuk kitapları yazarı. “Gökkuşağını Gören Köpek” ve “Benim Babam Bir Kahraman” şu an piyasada olan 7-8 yaş üstü çocuk kitapları. Yenileri de sırada. Kahramanmaraş’ta yaşıyor ve Dil Sanatları ve Drama Öğretmenliği yapıyor. Adana dediğimizde ise ikinci memleketim, yeniden doğduğum şehir diyecek kadar bizden biri.

Bir babanın gözünden çocuklar, kitaplar, yazarlık, kendi çocukluğu, yapmak istedikleri ve daha fazlası. Yazı dili kitaplarındaki gibi o kadar akıcı ve sürükleyici ki röportajın sonuna nasıl geldiğinizi anlamayacağınıza bahse girebiliriz. Keyifli okumalar.

Merhaba, kendinizden kısaca bahseder misiniz dersek ilk aklınıza gelenler neler olur?

Merhaba, kendimi tanıtmamı istedikleri zaman aklıma ilk olarak iki kız çocuğu babasıyım demek geliyor. Kız babası olmak kimlik gibi üzerime oturmuş bir statü sanki. Diğer sıfatlar hep baba olmanın arkasından geliyor benim için. Büyük kızım Zehra 5 yaşında ve küçüğü Gökçe Deniz 2 yaşında. Eşim Seçil, üniversiteden arkadaşım. 3 tatlı cadı ile aynı evde yaşıyorum anlayacağınız. Baba olmanın yanında bir de öğretmenim ve çocuk kitapları yazıyorum.

Bugüne kadar aldığınız eğitimler nelerdir ve kariyeriniz nasıl gelişti?

2004 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünden mezun oldum. İzmir’in Urla ilçesinde göreve başladım. Ardından zorunlu hizmet görevi için kısa süreli bir Şanlıurfa maceram oldu. Sonra Kahramanmaraş’a geldik. Çağdaş Drama Derneği Adana Temsilciliğinden drama eğitimimi tamamladım. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans yaptım. Bir arkadaşımdan Bilim ve Sanat Merkezilerini duymuştum. Üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren bir devlet okulu. Çok ilgimi çekti. Hem öğrenmek hem öğretmek için bulunmaz fırsat diye düşündüm. Seçmelerine katıldım. Üç ay gibi kısa bir süre sonra Kahramanmaraş Bilim ve Sanat Merkezinde Dil Sanatları ve Drama öğretmeni olarak göreve başladım. Üstün yetenekli çocuklarla çalışmak bence öğretmenliğin zirvesi. Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği üstün yetenekli çocukların eğitimi konulu çalışmalarda yer aldım, birçok projede konferanslar verdim. Halen Gaziantep Üniversitesi Türk Halk Edebiyatı Doktora Programında özel öğrenci olarak ders almaktayım.

Adana'yla nasıl bir bağınız var?

Adana’ya öncelikle minnet borcum var. 35 yıldır yakamı bırakmayan bir ortopedik rahatsızlığım vardı. Her gittiğim hekim buna alış derdi. Bir türlü kabullenemiyordum. Adana’da Prof. Dr. Emre TOĞRUL ile tanıştım. Mahir elleri ile şifa oldu. Yeniden doğdum, desem inanın abartmış olmam. İkinci memleketim sayılır Adana, yeniden doğduğum şehir. Bilim Sanat Merkezine atandığımda drama hakkında en ufak bilgim yoktu. 2 yıl boyunca Çağdaş Drama Derneği Adana Temsilciliğinde eğitim aldım. Güzel dostlar biriktirdim Adana’da. Hafta sonunu iple çekerdim Adana’ya gelmek için. Anlayacağınız sağlık, eğitim, sanat, aradığımız her şeyi Adana’da buluyoruz. Buraların başkentidir Adana.

Çocuk kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Yazı diliniz çok akıcı ve keyifli, kitaplarınız bizce çok başarılı, bunu neye borçlusunuz ?

Çok küçük yaşlardan bu yana yazarım. Kısa olur bazen, bazen uzun, mantıklı ya da saçma olduğu da olur ama ben kendimi bildim bileli yazarım. Okuma yazmayı henüz öğrenmediğim zamanlarda da hayal kurardım. Mutlu, üzgün, aşık ya da terk edilmiş fark etmez hep yazdım. Sonra Zehra doğdu. Zehra ile hayal gücüm acayip şekilde tazelendi. Çok oyun oynadık. Çok hayal kurduk. Zehra çok hızlı büyümeye başladı. Ben de korkmaya başladım. Fotoğraf çekmek gibi bir anı kalsın istedim. Onunla yaptığımız oyunları, kandırmacaları, kurmacaları hayvan karakterler üzerinden yazmaya başladım.

Yazmaya ilk başladığımda önce Seçil okudu. Çok beğendiğini söyledi ama ben inanmadım beni kırmak istemiyor diye düşündüm. Sonra arkadaşımın oğlu (8 yaşında) okudu, o da beğenince ben de inanmaya başladım. Ne biliyorsam onu yazdım. Ne hissediyorsam o çıktı kalemimden. Çok beğenildi. Diğer kitaplarda aynı başarıyı yakalayınca söyleşiler, imza günleri, kitap fuarları başladı. Bir çocuğun elinde kendi kitabımı gördüğümde, bunu siz mi yazdınız, sorusu ile karşılaştığımda çok mutlu oluyorum.

Genellikle hikayelerinizi hayvanlar üzerine kurmuşsunuz, bir sebebi var mı?

Ben Isparta’nın Yalvaç ilçesinde doğdum. Babam marangozdu. Eskiden sanayi siteleri yok bugünkü gibi. Babamın atölyesi böyle bahçe içerisindeydi. Atölyeyi hırsızlardan korumak için köpeklerimiz vardı. Benim dostlarım. Onlarla büyüdüm diyebilirim. İlk kahramanım Toraman bu dostlarımdan biri. Sonra yine aynı kitapta geçen Epelek ise kelebek demek. Farklı dostluklara aşina olsun diye çocuklar bir köpek ile bir kelebeğin dostluğunu anlattım. Diğer kitabımdaki Roma ise, evimizin yakınındaki elektrik direğine her sene misafir olan leyleği anlatır. Çocukluğumda hayvanlar ile bu kadar yakın olunca ister istemez kitap kahramanları olup çıkıyorlar karşıma.

İlk kitabınız “Gökkuşağını Gören Köpek” hakkında neler söylemek istersiniz, 4. baskısı yapılan kitabınıza gelen tepkiler nasıl?

“Gökkuşağını Gören Köpek”, benim ilk göz ağrım. Bazen korkardım daha iyisini yazamazsam diye. Ama yazıyor insan, çok daha iyilerini de yazacağım. Toraman ile annesinin bir diyalogu vardır kitapta. Annesi çiftliğin etrafındaki çitlerin onları korumak için var olduğunu söyler. Toraman ise bu çitlerin özgürlüklerine vurulmuş bir engel olduğunu düşünür. Tıpkı biz anne ve babalar gibidir bu çitler. Koruyor muyuz, özgürlüklerini ellerinden mi alıyoruz belli değil. Çok keyif aldım yazarken. Beni anladıklarını hissediyorum çocukların.

Kısa sürede 2.baskısı yayınlanan “Benim Babam Bir Kahraman” kitabınızın konusu nasıl ortaya çıktı? Bu kitapta isimler ve güçler gerçekten çok yaratıcı 🙂

“Benim Babam Bir Kahraman” kitabının kahramanı kızım Zehra’dır. Çünkü bir ara gerçekten beni süper kahraman sanıyordu. Tesadüf eseri hapşırırken televizyonun kumandasına bastım, kanal değişti. Zehra da bunu benim yaptığımı zannetti. Ben de bu kandırmacayı sürdürdüm. Aylarca benim hapşırarak kanal değiştirebildiğimi düşündü. Adana’ya sık sık geliriz. Kahramanmaraş- Adana otoyolundaki tünellerden geçerken, havanın çok sıcak olduğunu güneşin biraz karamasını gerektiğini söyler, tam tünele girerken “Hokus pokus her yer karanlık olsun!” diye bağırırdım. İnanır mıydı bilmem ama çok gülerdi. Bu anıları biriktirdim, biraz da abarttım “Benim Babam Bir Kahraman” ortaya çıktı.

Hayal gücünüzü nasıl bu kadar canlı tutabiliyorsunuz ve çocuklarla aranız nasıl?

Hayal gücüme güvenirim. Çocukluğumda doruk noktalara ulaşmıştı. Gerçek hayatla bağlantıları kopardığım anlarım bile oldu. Yaşla ters orantılı bu güç. Büyüdükçe azalır. Böyle borç, geçim derdi, stres gibi olumsuzluklar dibe vurdurur hayal gücünü. Baba olmak ve öğretmen olmak besliyor elbette. Hep çocuklarla vakit geçirmek doping etkisi yapıyor. Bir de gamsızım biraz. “ Aç mezarlığı mı var?” der geçerim takmam öyle her şeyi. O yüzden hiçbir stres hayal gücümü elimden almayı başaramadı.

Evde 2 çocuğum var, okulda yüzlerce çocuğum var, çocuk kitapları ile bu sayı on binleri buluyor. Evim, işim kısacası bütün hayatım çocuk benim. Böyle olunca da ben de hala çocuğum diyebiliyorum. Kendinizde hala bir çocukluk parçası hissediyorsanız çocuklarla ilişkileriniz de çocukça oluyor.

Türkiye İş Bankası yayınları ile yolunuz nasıl kesişti ve sizi yazarlık konusunda destekleyenler kimler?

Ben “Gökkuşağını Gören Köpek” çalışmamı İş Bankası Kültür Yayınlarının e-posta adresine yollamıştım. Biraz zaman geçti, bir telefon geldi, eserimi beğendiklerini söylediler. Ben önce anlamadım, sonra inanamadım. Telefonla konuştum ama kapatınca idrak edebildim. Çok mutlu oldum, anlatamam. Meğer ben o gün bir melek ile konuşmuşum. İstanbul’a gittiğimde tanıştım. İş Bankası Kültür Yayınları Çocuk Edebiyatı Editörü Nevin AVAN. Böyle bir editörü tanıdığım ve onunla çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çocuk edebiyatı adına bildiğim pek çok şeyi ona borçluyum, bana güveniyor olması beni daha güçlü kılıyor.

Ayrıca canım eşim Seçil hayatın her alanında bana destek veriyor. Başarılı olsam da olmasam da beni aynı derece sevecek bunu biliyorum. Bu da bana büyük cesaret veriyor. Sanki koruyor, kolluyor beni.

Günümüz çocukları teknolojiyle çok iç içe, onlara kitapları nasıl sevdirebiliriz?

Bu soru karşısında o kadar çaresizim ki. Birileri tarafından hayallerimiz elimizden alınıp yerine gerçekçilik verilmeye çalışılıyor gibi geliyor. Yeni bir oyuncak paketi açma videosu ya da bilgisayar oyunlarının saçma seslendirmelerinin videolarını izliyor çocuklar. İçinde zerre hayal yok, hepsi gerçek. Bugün bu kadar gerçekçilik dayatılırsa çocuklarımıza büyüdüklerinde hepsi birer profesyonel insan olur. Ben çocuğumun profesyonel bir insan olmasını istemiyorum. İnsanlığın profesyonelliği olmaz. Tek çarenin sizin gibi bilinçli topluluklarda olduğunu düşünüyorum. Güzeli güzelle buluşturmak zor bir görev.

Çocuk yetiştirme tarzınızdan bahseder misiniz?

Çocuk yetiştirmek zor zanaat. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu belli değil. Çünkü bu işin bir ölçeği yok. Çocuğumuzu doğru yetiştirdiğimiz nasıl bilebiliriz ki? Para, kariyer, meslek, başarı hiçbiri belirlemeye yetmiyor. Tek gerçek var: Çocuklarımızın mutlu olmasını istediğimiz. Sorarsanız herkes mutluyum diyor. Çocuklarımız da büyüdüklerinde bizi üzmemek için ne olursa olsun mutluyum diyecekler. Onları doğru yetiştirip yetiştirmediğimizi yani onların mutlu olup olmadıklarını ancak öldüğümüzde onları göklerde bir yerlerde izlerken anlayacağız.

İleride yapmak istedikleriniz neler, yeni projeleriniz var mı?

İleride de kitap yazmak istiyorum. Belki çocuk edebiyatından çocuk medyasına kaydığım zamanlar olabilir ama kitap yazmaktan vazgeçmem. Şimdi yeni bir proje var. Türkiye’nin ilk milli ve yerli animasyon şirketinin senaryo ekibi seçmelerine katıldım. Henüz sonuçlanmadı. Olumlu cevap gelirse sizinle gururla paylaşırım. Olumsuz cevap gelirse sesim çıkmaz zaten oradan anlarsınız.

Çocuk kitaplarının kahramanları genellikle erkek oluyor. Bence büyük bir haksızlık. Kızlarımıza cesaret verecek azmi ve inadıyla onlara örnek olacak bir kız karakter yarattım. Alışılmışın dışında bir kız. Kendi göbeğini kendi kesen cinsten. Ben çok sevdim bu kızı, eminim okuyunca siz de çok seveceksiniz.

Adana ile ilgili planlarınız var mı?

Adana’da sizin gibi bir toplulukla tanışmak beni çok mutlu etti. Adanalı çocuklarla da tanışmak isterim. İş Bankası Kültür Yayınlarından yaratıcı yazarlık etkinlikleri içeren bir kitabım çıkmak üzere. Kitapta birbirinden eğlenceli etkinlikler var. Her çocuğun bir fikri var ama kendini ifade etmekte zorluk çekiyor. Bu kitapla bu sorunu aşmaya çalışacağız. Siz Adana’da Çocuk Olmak Ekibi olarak Adanalı çocuklarla bizleri buluşturma nezaketinde bulunursanız çok mutlu olurum. Unutulmaz, keyifli bir etkinlik olacağını düşünüyorum. Şimdiden heyecanlandım bile.

Son olarak Adana’da Çocuk Olmak okuyucularına ne söylemek istersiniz?

Son olarak Adana’da yaşayan ebeveynlerin gerçekten çok şanslı olduklarını söylemek isterim. Onların daha bilinçli anne ve baba olmaları için çırpınan bunu kendine kaygı edinmiş bir ekip var. Bana da her geçen gün büyüyen bu aile ile tanışma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

HİÇBİR STRES HAYAL GÜCÜMÜ ELİMDEN ALMAYI BAŞARAMADI” ile ilgili 5 yorum

  1. Merhaba, muhteşem bir röportaj. 👍 çok başarılı bir öğretmen ve yazar. Mükemmel bir baba. Cocuklarıyla birlikte hayal kuran ve sürekli yenilikçi. Başarılarının devamını dilerim. Canım kardeşim benim 😍 💞😘

  2. Çok güzel çok içten bir röportaj başarılarının devamını dilerim kitaplarını yaşımız gelsin mutlaka okuyacağız elbette👍

Deniz ışık için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir