Ebeveyn • 25 Aralık 2017
Yazar: Elzem Güçlü Arslan - Psikolojik Danışman

DUYGULARINIZDAN GERÇEKTEN ÇOCUĞUNUZ MU SORUMLU?

“Yemeğini yemediğinde çok üzülüyorum.”
“Odanı topladığın zaman çok mutlu oluyorum.”

Çocuğunuzun başkalarına bağımlı bir birey olmasını ister misiniz?
Çocuğunuzun kendisini değersiz hissetmesini ister misiniz?

Yukarıdaki cümleler ile sorular birbirinden bağımsız gibi görünseler de aralarında sıkı bir ilişki var. "Çocuğum yemek yemediğinde benim üzülmemin onun kendisini değersiz hissetmesiyle ne ilgisi var?" diye düşünmeye başlayanlar için hemen açıklıyorum.

Çocuklar ile iletişimimizde onlara bazı mesajlar veririz. Bu mesajlar kimi zaman davranışlarımızla kimi zaman sözlerimizle çocuklarımıza ulaşır. Annesinden, "…….. yapmaman beni çok üzüyor." cümlesini sürekli duyan bir çocuk şöyle düşünmeye başlar:

"Benim yaptıklarımın benimle bir ilgisi yok. Bu tamamen annemle ilgili bir şey. O zaman bunu, annemi mutlu etmek için yapmalıyım. Ben annemin duygularından sorumluyum."

Görüştüğüm bir ebeveyn şöyle söylemişti: "Oyunlarda istemese bile bebek olmayı hep kabul ediyor. Çünkü arkadaşı ya küseceğini söylüyor ya da üzüleceğini."

Anne ile bir süre konuştuktan sonra annenin fark etmeden çocuğuna başkalarının duygularından sorumlu olduğuna dair mesajlar verdiğini fark ettik.

Annesinin duygularından sorumlu hisseden çocuklar bir süreden sonra öğretmenlerinin ve arkadaşlarının duygularından da sorumlu hissetmeye başlarlar. Arkadaşı üzülmesin diye sürekli arkadaşının istediği oyunları oynamaya, öğretmenini kızdırmamak için onun isteyeceği şekilde davranmaya başlayabilirler.

Bu anne gibi, bir yandan arkadaşlarına karşı çok fedakar olduğundan yakınırken bir yandan da bilmeden çocuğumuza böyle bir misyon yüklüyor olabiliriz. Evde böyle bir tutumla büyüyen çocuk farkında olmadan bu tutumu evin dışına da aktarıyor olabilir.

Bir yandan da başkalarının duygusundan sorumlu olduğunu düşünen çocuk kendi duygularını görmezden gelindiği için değersizlik duyguları yaşamaya başlayabilir. Sevmediği yemekten bir kaşık daha almadığı için annesi üzülen çocuk kendi duygusunu yok sayarak bir lokmayı daha zorlanarak yer. Önemli olanın kendi duygusu değil de annesinin duygusu olduğunu gören çocuk kendisini değersiz olarak görmeye başlayabilir.

Peki, ne yapmalısınız?

Çocuğunuz ile iletişimde vermeniz gereken mesaj herkesin kendi duygusundan sorumlu olduğu mesajıdır. Örneğin, oyuncağını toplamak istemiyorsa, ‘Üzülürüm.’ demek yerine; neden istemediği hakkında konuşabilir, motivasyonunu artıracak yöntemler hakkında konuşabilir, toplamadığı zaman olacaklar hakkında bilgi verebilirsiniz. Oyuncaklarını toplamanın onu çok yoracağını düşünüyorsa onu yormayacak bir yöntem hakkında düşünmesini sağlayabilir ya da yardım teklif edebilirsiniz.

Oyuncaklarını dağınık seviyorsa, birlikte bu dağınıklığın kabul edildiği bir alan belirleyebilirsiniz.

Eğer oyuncak toplama konusu sizin çocuğunuzla yoğun olarak ilgilendiğiniz nadir anlardan biriyse bu konuda kendinizde bir farkındalık oluşturabilirsiniz.

Son olarak, çocuğunuzun ifade ettiği duyguyu asla yargılamamasınız. Duygusu kabul edilmeyen çocuklar kendilerini değersiz ve hatalı hissederler; bir süre sonra duygularını ifade etmekten vazgeçerler. Duygular her zaman koşulsuz kabul edilmelidir. Çünkü hatalı ya da yanlış davranış olabilir; fakat hatalı ya da yanlış duygu olmaz.

DUYGULARINIZDAN GERÇEKTEN ÇOCUĞUNUZ MU SORUMLU?” ile ilgili 6 yorum

  1. Gerçekten farkında bile olmadan neler yapıyormuşuz meğer..uzmanlığınızı bu şekilde bizlerle paylaşmanız çok değerli , teşekkürler

  2. Tam da bu aksam yemek yeme konusunda böyle yaptım canın yemek istemiyorsa yemeyebilirsin dedim aslinda böyle yaparsan üzülüyorum filan gibi cümleler bizi yoruyor bunu fark ettim çocuğu da zorluyor

  3. Yine harika bir yazı ve yine doğru bildiğimiz yanlışlarla yüzleşme zamanı 🙄
    Çok teşekkürler 🙏🏻

  4. O kadar doğru ki yaklaşımınız..Ah bu cümleler..cümlelerin gizli sihiri var ben inanıyorum😌 Çocuğumuza nasıl davranırsak,neyi nasıl anlatırsak o şekilde bize geri dönüyor.Oğluma; “Su anda yemek yapıyorum,yemek bittikten sonra oynasak olur mu ? “diyorum..Çogu zaman tamam demese de ikna etmeyi bi şekilde başarıyorum.Geçenler de ondan bir şey getirmesini rica etmiştim,bana; “Anne şuanda oyun oynuyorum,bitirdikten sonra getiricem tamam mi ” dedi..Iyi bisi mi kotu bisi mi anlayamasam da demem o ki çocuklarımıza nasıl ne şekil de davranırsak o şekilde bize geri dönüyor🤗 o güzden bu olaylara yaklaşım,cümleyi nasıl kuruşumuz çok önemli 🙂 paylaşımlarınız çok yararlı oluyor,bunun için sonsuz teşekkürler elzem hanım 🤗 sevgiyle kalın 💕

  5. Biz yetiskinler nasil nefes aliyorsak oyle yasiyoruz dusunuyoruz.Çocuklar ve bizler yuzde yuzluk acik bir nefesle doğuyoruz ve iki yaslarinda ego gelismeye basladikca etrafimizdan,ailelerimizden duydugumuz yada duymadigimiz genetik olarak gelen duygu ,dusuncelerden dolayi nefesimizi carpitmaya tutmaya yani dogal nefesi bozmaya baslariyoruz bu yuzdendir ki biz ne yaparsak cocuklarda yapar anne baba nasil nefes aliyorsa dusunuyorsa cocukda anneyi veya babayi birebir ornekliyor nefesini bile dilde soylemesekde zihnimizle soyluyoruz soylicegimiizi ben kendi deneyimimde ikizlerimde eksiyi ve artiyi kendi nefesimi acarak aylarindan onceki gelisim gosterdiklerini algilarinin acildigini ve birbirlerine davranislarinin degistigini gozlemledim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir